Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin otomotiv sektöründe çıkaracağı ilk tasarımın elektrikli bir araç olmasının hem aklından hem de gönlünden geçtiğini belirtti. Ergün vergi indirimi sinyali verdi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin otomotiv sektöründe çıkaracağı ilktasarımın elektrikli bir araç olmasının hem aklından hem de gönlünden geçtiğini belirterek, ”Elektrikli araçların üretimini ve kullanımını teşvik edecek, vergilendirmeusullerini gözden geçireceğiz” dedi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından Bursa’da düzenlenen ”MÜSİAD Otomotiv Sektör Kurulu Türkiyeİstişare Toplantısı”nın açılışına, Kırşehir’den telekonferans yöntemiyle katılan Bakan Ergün, yaptığı konuşmada, sorunlardanşikayet etmenin çok kolay olduğunu, ancak sorunlara çözüm aramanın ise vizyon, bilgi ve cesaret gerektirdiğini söyledi.
Türkiye ekonomisinin, her açıdan son derece olumlu bir dönemin içindengeçtiğini ifade eden Ergün, şunları kaydetti:
”Bu yılın ilk yarısında yüzde 11 oranında büyüyerek, dünyada Çin ile birlikte enhızlı büyüyen ülkelerden biri olduk. Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin sanayi üretimendeksi ve kapasite kullanım oranı gibi göstergeler, son derece olumlu bir seyirizliyor.
Bu veriler, üçüncü çeyrek büyümesinin de beklentilerin oldukça üzerindegerçekleşeceğini ve bizi bir kere daha şaşırtacağını gösteriyor.
Hafta başında açıkladığımız Orta Vadeli Programda, 2010 yılı için büyüme hedefimizi yüzde 6,8 olarak revize ettik, ancak yıl sonunda bu rakamı da aşacağımıza inanıyorum. Dün açıklanan işsizlik rakamları da, ekonomideki toparlanmanın istihdama yansıdığını göstermesi bakımından sevindirici olmuştur.”
”TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN HİÇBİR ARAÇ GERİ ÇAĞRILMIYOR”
Ergün, otomotiv sektöründe, yılın 9 ayında, geçen yıla göre üretimin yüzde 27,ihracatın ise yüzde 30 oranında arttığına dikkati çekti.
Mevsimsel etkilerden dolayı her yıl durgun geçen ağustos ayında dahi, bu yıl çok önemli canlanmaların yaşandığını anlatan Ergün, şöyle konuştu:
”Yine yurt içi otomobil satışlarının geçen yıla göre yüzde 11 oranında arttığınıgörüyoruz. Türkiye, birçok sektörde olduğu gibi otomotiv sektörü için de hem içpazar hem de dış pazar anlamında önemli avantajlar içermektedir.
Genç nüfusumuz, artan milli gelirle birlikte, her geçen gün daha fazla tüketim eğilimine girmektedir. Üretimde kalite ve standartlarımızın artması ve yoğun diplomatik faaliyetlerimiz, ülkemizi çok önemli bir ihracat merkezi halinegetirmiştir.
Yaşanan son küresel kriz, dünyada finanstan tüketime birçok parametreyi değiştirdiği gibi otomotiv sektöründe de köklü değişiklikler yapmamızı zorunlu kılmaktadır. Zaten yeni teknolojilere geçişin yaşanacağı bu döneme, kriz sonrasında oluşan yeni parametreler de eklenince, son derece ilgi çekici ve heyecanlı bir sektör oluşmuş durumdadır.
Ben bu karmaşık yapıyı, ülkemiz için bir tehdit olarak değil, bir fırsat olarak algılamak gerektiğini düşünüyorum. En nihayetinde kapanmakta olan bu dönem, bizim için geç başlayıp geride kaldığımız bir dönemdir. Yeni başlayan döneme ise birçok ülkenin önünde başladığımız da bir gerçektir.”
Otomotiv sektöründe, uluslararası boyutta çok ciddi bir rekabet yaşandığınaişaret eden Bakan Ergün, geçmişte ağırlıklı olarak fiyat rekabeti söz konusuiken, günümüzde fiyatla beraber kalite, ürün çeşitliliği, çevre duyarlılığı, yakıtdostu ve geleceğe yatırım gibi unsurların, rekabet açısından önem kazandığınıanlattı.
Ergün, Türkiye’nin 50 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösterdiği bu sektörde,üretim ve montajda dünyanın en başarılı ülkelerinden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
”Türkiye’de üretilen hiçbir aracın geri çağrılmaması, iş adamlarımızın, mühendislerimizin ve işçilerimizin ortak başarısıdır. Ancak, benden sıklıkladuymaya alıştığınız bir hususu bir kere daha hatırlatmakta fayda görüyorum.
Türkiye’nin artık bu sektörde, kendi modellerini, tasarımlarını ve markalarını oluşturma zamanı gelmiştir. Havayı biraz iyi koklayan bir girişimci, yeni bir marka oluşturmak için iç pazar, dış pazar ve üretim şartlarının ne kadar müsait olduğunu hemen fark edecektir.
Türkiye, genç nüfusa sahip, ülkemizde otomobil sahibi olma arzusu yüksek. Yakın gelecekte 1 milyona ulaşacak iç pazar var. Bu ülkede, ithal oranı yüksekotomobillerin montajının yapılması kadar kendi markamızla yerli oranı yüksek birotomobil üretilmesinin önemini vurgulamak istiyorum. Bu isteğimin yüksek katma değer gibi ekonomik gerekçeleri olduğu gibi, sosyal ve psikolojik nedenleri de bulunmaktadır.”
”(BİZ BUNU YAPAMAYIZ) YIKILMALI”
Toplumda, özellikle otomotiv gibi sektörlerde ”Bunu biz yapamayız, başkaları yapar” şeklinde bir önyargının bulunduğunu belirten Ergün, Türkiye’nin artık değiştiğini ve bu ön yargının yıkılmasının zamanının çoktan geldiğini söyledi.
Ergün, bu önyargının yıkılmasını sağlayacak olan girişimcilerin, bu ülkeningerçekten gözbebeği olacakların, halktan da yoğun teveccüh göreceklerini dilegetirerek, şöyle konuştu:
”Böyle bir gelişme, diğer birçok alanda da girişimlere vesile olacak, otomotiv sektörü de bu gelişmelere öncülük etmiş olacaktır. Bu vesileyle, son teşvik sisteminde, otomotiv sektöründe yapılacak büyük yatırımlara, çok büyük destekler sağladığımızı da hatırlatmak istiyorum.
Güçlü sermaye yapısı, yabancı ortaklıklar, güçlü yan sanayinin varlığı, nitelikli işgücü, coğrafi konum, esnek üretim yapabilme yeteneği, kalite sisteminin sağlanmış olması gibi özellikler, sektörün rekabet avantajlarını oluşturuyor.
Ancak, düşük kapasite kullanımından kaynaklanan yüksek üretim maliyeti, ana-yan sanayi ilişkilerinin yetersizliği, marka ve tasarım eksikliği gibi unsurlar, sektörün zayıf yönlerini oluşturmaktadır.
Hazırlamış olduğumuz ‘Otomotiv Strateji Belgesi’ bu güçlü yönlerimizin daha etkin hale gelmesinde, zayıf yönlerimizin de güçlendirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Strateji belgesinin temel amaçları, sürdürülebilir bir rekabet gücüoluşturmak ve yüksek katma değerli üretime geçişi sağlamaktır.”
”ELEKTRİKLİ ARAÇLARI TEŞVİK EDECEK VERGİLENDİRME”
Ergün, sanayinin teknoloji kapasitesini artırmak ve Türkiye’yi bölgenin üretim veteknoloji üssü haline getirmek için çok önemli programlar yürüttüklerini bildirdi.
2008 yılında, Ar-Ge desteklerini daha etkin bir şekilde uygulamak için ”Ar-GeFaaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” çıkardıklarını hatırlatan Ergün, ”Bugüne kadar Ar-Ge merkezi belgesi alan 76 firmanın 11′i ana sanayi ve 10′uyan sanayi olmak üzere 21 tanesi otomotiv sektöründendir” dedi.
Ergün, Türkiye’de bir araç test merkezinin olmamasının önemli ölçüde zaman ve kaynak israfına neden olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
”Bu nedenle, uluslararası standartlarda her türlü testlerin yapılabileceği test merkezini Akdeniz bölgesinde kurmak için çalışmalarımız sürüyor.
Strateji belgesinde üzerinde ısrarla durduğumuz bir başka alan da ana ve yan sanayi ilişkilerini geliştirmektir. Doğru ve etkin tedarik zincirleri oluşturmak, hem maliyetleri azaltacak hem de üretim kalitemizi artıracaktır.
Yine Türkiye’de üretilen ürünlerin ülke içinde kullanımını arttırmak içinçalışmalar yürütüyoruz. Örneğin, aralık ayında, belediyeler ile belediye otobüsü, vagon, lokomotif üreten yerli firmaları bir araya getirmeyi planlıyoruz. Strateji belgesinde yer alan bir diğer önemli konu da herkesi heyecanlandıranelektrikli araç konusudur.
Çarşamba günü, Yiğit AKÜ ile Form Mühendislik firmaları tarafından geliştirilenve ‘hibrit dönüşüm kiti’ takılan ilk elektrikli araç prototipinin deneme sürüşünü yaptım ve bu durumdan son derece memnun kaldım. Aynı gün, İstanbul’da ilkelektrikli araç şarj istasyonu kuruldu, Ankara’da da bu yönde çalışmalarbaşladı. Elektrikli araçların üretimini ve kullanımını teşvik edecek vergilendirmeusullerini gözden geçireceğiz.”
”BAZI KAMU FİLOLARINI ELEKTRİKLİ ARAÇLARDAN OLUŞTURACAĞIZ”
Elektrikli araçların yaygınlaşması için bazı kamu filolarını elektrikli araçlardanoluşturacaklarını, bu çerçevede piyasa gözetim ve denetimi yapanlara buaraçlardan tahsis edeceklerini anlatan Ergün, konuşmasını şöyle tamamladı:
”Açıkçası hem aklımdan hem de gönlümden geçen husus, Türkiye’nin otomotiv sektöründe çıkaracağı ilk tasarımın elektrikli bir araç olmasıdır. Sektördeki kısa vadeli stratejik hedefimiz, yıllık 2 milyon adet üretim, 1.5 milyon ihracatrakamlarına ulaşmaktır.
Böylece, otomotiv sektörümüz, toplam üretimde dünyada ilk 10′a ve Avrupa Birliği’nde ilk 3′e girebilecek, Ar-Ge’de ise Avrupa Birliği’nde ilk 5 içindeolabilecektir. Bizim bu hedeflerimizin, sektör temsilcileri tarafından da paylaşılması, bizleri sevindirmektedir. Nereye gitmek istediğimizi iyi bildiğimiz takdirde, önümüzdeki günlerde şüphesiz çok sayıda yeni başarı öykümüz olacaktır.’
Kaynak : haber7.com
